Likya Tv’den Tandoğan Sönmez’e konuşan Fethiye Eski Belediye Başkanı Behçet Saatçı;

-AKP 20 yıldır ülkeyi üretimden kopararak, bugünkü neticeye getirdi.

-Salgın olmasaydı da bu kriz kaçınılmazdı. Salgın biraz daha ötelemiş oldu.

-Altı partinin genel başkanlarının ülkeyi aydınlığa çıkarmaları için vebali var ve bunu başarmaları lazım.

-AKP ve Sayın Erdoğan her şeyi partilerinin çıkarı ve kendi menfaatleri için yaptı.

-HDP benim de kırmızı çizgimdir. Kanla beslenen terör örgütünden farklı olduklarına halkı inandırmaları gerekir.

-Ülkemizin her şeyden önce toplumsal barışa ihtiyacı var.

-2014 Seçimlerinde Osman Gürün’e Beklentisiz Tam Destek Verdim Ancak O beni Hayal Kırıklığına Uğrattı.

-Büyükşehir’e aday olmam, Muğla’ya, CHP’ye ve Sayın Osman Gürün’ çok şey kattı.

-Büyükşehir Yasası’nın Getirdiği Yetki Kargaşası Fethiye’yi ve Çevresini Talan Etmesinin Önünü Açıyor.

-Büyükşehir Yasası Ülke Yararına Değil, AKP’nin Seçim Kazanması İçin Çıkarılmış Bir Yasadır.

Sanat camiasında, ticarette ya da siyasette toplumun sevdiği, değer verdiği isimler olur.

Her zaman sevgiyle, saygıyla anılır. Çalışmaları her zaman takip edilir, merak edilir.

Siyasetimizde de görevden ayrıldıktan sonra halkın aklında kalan, ilgisinin bitmediği çok nadir isimler vardır.

Birçok şehrimizde unutulmayan siyasetçilerimiz var. Fethiye’de de orta kuşağın ve öncekilerin hep saygıyla andığı isimler var. Tıpkı bir dönem belediye başkanlığı yapmış Özer Olgun gibi ya da 1957 depreminde görevde olan ve hep konuşulan Kaymakam Nezih Okuş gibi.

Son yıllarda Fethiye’de hatta ülke genelinde de konuşulan önceki dönem Fethiye Belediye Başkanı olan Behçet Saatçı da halkın büyük kesimin sevdiği ve tıpkı hâlâ başkanmış gibi gördüğü bir siyasetçimiz.

‘Sanki fiili başkanmışım gibi hâlâ birçok vatandaşımız, sorunlarının çözümü için bana geliyor’ diyen Behçet Saatçı.

Başkanlıktan ayrılalı üç yıl olmasına rağmen, yapılan anketlerde, en çok sevilen siyasetçiler değerlendirmesinde, %60’ın üzerinde tercih edilen isim oluyor.

20 yıl belediye başkanlığı yapmış olması, onu Fethiye’de en önemli siyasetçi konumuna getirmiş durumda.

Gazeteci olarak söyleşi yapmayı seven biriyim. Sayısız söyleşiler yaptım ancak söyleşi yaptığımda sorduğum sorulara beklediğim gibi net yanıtlar alamadığımda, o söyleşiden doğal olarak sıkılıyorum. Yanıtını bildiğim ve sorduğum sorulara yanıt alamadığımda, söyleşinin de pek bir değeri olmuyor.

Sayın Behçet Saatçı ile yaptığım uzun söyleşinin bitmesini de pek istemiyordum çünkü sorduğum her soruya açık ve hiç hesapsız yanıt verdi. Çok uzun zamandır en keyif aldığım söyleşi olduğunu parantez içerisinde söylemiş olayım.

-Uzun yıllar belediye başkanlığı yaptınız. Hâlâ siyasetin içerisinde aktifsiniz. Bugün ülkemizin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Behçet Saatçı: Çok kötü görüyorum. Demirel’in bir sözü vardı ‘Mutfak tencere kaynamıyorsa, iktidar gider’ diye. Şu andaki durum da gerçekten çok kötü.

Toparlayabilirler mi? Toparlarlarsa eyvallah. Ülkemizin kötü olmasını nasıl isteyebiliriz ki?

-Öyle bir umut var mı? Açıklanan ekonomik politikalarda sonu alınacağını görüyor musunuz?

Behçet Saatçı: Hükümeti yolcu uçağına benzetirsek, inişe geçmiş bir uçağın, yeniden kalkışa geçmesi mümkün değil. Hükümet şu anda iniş takımlarını açmış, kanatlarını indirmiş durumda. Tekrar kalkışı da olmaz.

-Bu süreçte sizin çok ağırınıza giden sizi üzen olay nedir?

Behçet Saatçı: Geçenlerde bir çocuğun eline mikrofon vererek hakaret ettirmesi çok ağırıma gitti ama bu aynı zamanda bir tükenişin de çaresizliğin de göstergesidir. Orası siyasetin bittiği yerdir.

Her gün akaryakıta zam geliyor 35-40 liradan aşağı sebze meyve kalmamış. Hani bunun bir nedeni olmalı. Dünya savaşı mı çıktı da petrol fiyatları fırladı? Hani petrol 70 dolardan 300 dolara fırladı dersiniz de bunlar olabilir. Gıda krizi oldu da bu duruma geldik. Böyle bir durum da yok. Tamamen yanlış politikaların ve üretimden çıkışımızın sonucunu yaşıyoruz. Geçinemeyeceğimiz bir durumu yaşıyoruz.

-Salgından dolayı yaşanan sorunlardan dolayı demeleri sizce ne kadar doğru?

Behçet Saatçı: Salgından dolayı değil yaşadığımız bu sıkıntılar. ‘Salgın krizi biraz daha öteledi’ diyebiliriz. Ama şelalenin sesi zaten geliyordu. Bu krizin olacağı açık ve net ortadaydı.

-Altı partinin başkanı toplandı. Bu toplantılardan sonuç alınabilir mi?

Behçet Saatçı: Yapmak zorundalar. Başka yolu yok. Geçenlerde Köyceğiz pazarını geziyoruz. Bir esnaf arkadaş yanımıza gelerek ‘Ya kale boş. Kalede kaleci yok. Gol atamıyorsanız, kabahat sizin’ dedi. Bunu genel başkanlarımıza söylenmiş söz olarak düşünün. Altı genel başkanın veballeri var. Başarmak zorundalar.

-Altı partinin içerisinde hiç sol parti yok. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Behçet Saatçı: Bence sayın İnce’nin de orada olması lazımdı. Belki davet edildi katılmamış olabilir, bilmiyorum. Katılsaydı iyi olurdu. Ama HDP konusu benim de kırmızı çizgimdir. Ancak Kürt oyunu arkasına almayan hiçbir ittifak başarılı olamaz. Ha bu ‘Kürtlerin hepsi HDP’ye oy veriyor’ da değildir. Öyle bir anlam çıkarılmasın. Ancak şu ikilemi aşmamız lazımdır: ‘Kürt oyları eşittir HDP’ değil. Öyle bir şey yok. HDP’nin yeni bir söylem geliştirmesi lazım. Tamam Anayasal bir parti ama terörle aralarına mesafe koymaları, terör örgütünden ayrı olduklarını göstermeleri gerekir. Katillerin, kanla beslenen bir terör örgütünün eylemlerini desteklemediklerini de söylemeli ve halkı inandırmalı. Ancak terör örgütünün yapmış olduğu hiçbir eylemi kınamadılar.

Çocuklarımızı öldürdüler. Gençlerimizi öldürdüler. Askerimizi, polisimizi şehit ettiler. Öğretmenlerimizi öldürüp Munzur çayına attılar on gün sonra bulundu cesedi. Bunun gibi daha birçok vahşetleri olan bir terör örgütüyle ayrılmıyorlarsa, o zaman konuşulacak durum da olmuyor. Bütün bu vahşete rağmen HDP tek kelime olsun yerdikleri olmadı.

HDP dese ki; ‘Biz terör örgütünün yapmış olduğu hiçbir eylemi tasvip etmiyoruz. Terör eylemleri asla kabul edilecek bir durum değil. Biz Anayasa çerçevesinde siyasi bir partiyiz. Hukuka, insan haklarına ve yaşam hakkına saygı duyan bir partiyiz’ sorun da biter.

O zaman o masada onlar da olabilirlerdi. Bunu söylemedikleri sürece de HDP ile siyaset yapmak, çözüm üretmek mümkün değil.

Tabi ki parti kapatmak da çözüm değil. O partiyi kapatırsın, başka isimle yeniden kurulur. Burada yasalara uyulması ve yasalarımız dışında parti faaliyetlerinin önüne geçilmesi gerekir. Bunun çözümünü de halk yapacak bir yerde.

Anadolu toraklarında hoşgörü kültürü hakimdir. HDP de bu hoşgörü yüzünden bugün siyaset yapabiliyor. Düşünebiliyor musunuz? Teröre destek verenler milletvekili olabiliyor. Hatta geçen dönem bakan bile oldular. İşte bütün bunlar bu topraklardaki hoşgörü kültürünün sonucu. HDP de bunu anlamalı ve artık terörle ilişkisini tamamen kesmeli.

-Sayın Başkan. Genellikle sizin gibi çok yoğun bir çalışma hayatından sonra koltuğundan ayrılanlar, ne yapacaklarını pek bilmezler. Siz 20 yıllık çok hareketli, çok yoğun bir çalışma hayatından sonra şimdi sakin bir yaşamdasınız. Neler yapıyorsunuz? Nasıl geçiyor günleriniz?

Behçet Saatçı: Genelde derler ‘yoğun bir tempodan sonra boşluğa düşer’ diye ben düşmedim. Hobileri olan biriyim. Başkanlık ‘olmazsa olmazın’ değil. Belediyemizden içeriye girdiğimizde, önceki belediye başkanlarımızın fotoğraflarının olduğu yerde, benim fotoğrafımın olacağı boşluk var. Oraya baktıkça hep kendime ‘Bunlar gelip geçmiş. Bir gün sen de gideceksin’ derdim. Yani her gün oraya baktığımda gideceğimi hatırlatırdım kendime.

Ben büyük şehir belediye başkanlığına aday olarak vedalaştım Fethiye ile. Çok da güzel bir veda oldu.

Başkan olduğumda halkın arasındaydım. Yemeğe giderdik, esnafla oturur sohbet ederdik. Şimdi de hayatımda değişen bir şey yok. Yine halkın içerisindeyim. Yine arkadaşlarla yemeğe gidiyoruz. O yüzden boşluğa düşmek gibi bir durumu yaşamadım.

Tabi Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi hem kendimiz için hem de Muğla için çok güzel sonuçlandı. Çöpe giden oyları düşünecek olursak, 200 bine yakın oy almışız. Resmi rakamlara göre söyleyecek olursak, 130 civarında oy almışız.

Partimiz olmadan, yolda bulduğum arkadaşlarla bunu başarmışız. Yani bir ilçeye gittiğimizde, kapısından içeri girip oturacağımız yerimiz olmadan elde ettiğimiz bir sonuçtur bu. Eksik olmasınlar. Gittiğimiz her yerde saygıyla, sevgiyle karşılandık.

30 günlük gibi çok kısa sürede elde ettiğimiz sonuç bizim için de Muğla için de çok önemlidir.

Seçimi kaybetmiş olsak da, bizim için çok olumlu bir sonuç olduğunu söyleyebilirim.

Bir de eşim Nesrin Hanımla, halkın içerisinde olduğumuzda, işte pazara gittiğimizde, düğüne ya da öyle bir yere gittiğimizde, halkın bize gösterdiği ilgi bizi gerçekten çok duygulandırıyor. Eve geldiğimizde çok duygulu anlar yaşıyoruz. Demek ki halka güzel bir şeyler bırakmışız. Onlara dokunabilmişiz ki bizi hâlâ sevgiyle muhabbetle karşılıyorlar.

Onlara çok saygı duyuyoruz, minnet duyuyoruz. Onlara ayrıca teşekkür ediyorum.

İşte bütün bunları sokağa çıktığımda yaşadığımız için belediye başkanıyken neysem şimdi de aynı ilgiyi ve sevgiyi gördüğüm için hayatımda bir boşluk oluşmuyor.

Bir de hâlâ sanki fiili başkanmışım gibi taleplerle de karşılaşıyorum. Sorunu olan birçok hemşerimiz ya iş için ya da sorunun çözümü için bana geliyor. Böyle olunca hiç boş vaktimizin olmadığını söylemeliyim.

Hobilerime de zaman ayırabiliyorum. Balığa gidiyorum. Böyle geçiyor günlerimiz. Ama yazamadığım için burukluk var içimde. 20 yıllık başkanlık geçmişimiz var. Onu yazmayı düşünüyorum.

Torunumuzun olması da ailemize çok keyif getirdi.

Geçen Ağustos ayında kuruluşunda da çok emeğimizin olduğu partiye, Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener yeniden İyi Parti’de olmamı isteyince partiye katılımımız oldu. Siyasetimize devam ediyoruz.

-Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kaybettikten sonra sonucun değerlendirmesini yapabildiniz mi? ‘Neden kaybettik?’ diye sordunuz mu kendinize?

Behçet Saatçı: Tabi ki değerlendirmesini yaptık. Seçim sürecinde anketler yaptırdık. Bizim çalıştığımız anket firması da çok iyi bir firmaydı. Daha önce CHP için Hatay Büyükşehir Belediyesi ve birçok çalışmaları olan bir firmaydı. Seçime 13 gün kala gece yarısı aradı, ‘başkanım size bir sunum yapmak istiyoruz’ dediler. Biz de arkadaşlarla gittik ve bize ‘Başkanlığınız hayırlı olsun. Türkiye’de bir ilki başarıyorsunuz. Muğla gibi bir şehirde başkanlığı kazanıyorsunuz’ dediler.

Bizim oy oranımız %34’den fazla, Sayın Osman Gürün’ün %32 gibi olduğunu söylediler. Bir de ‘Sizin beğeni oranınız %49, Osman Gürün’ün %39. Bu oy oranından daha önemli’ demişti.

Biz de aynı tempoda çalışmalarımıza devam ettik.

Seçim kaybettirecek bir yanlığımız olmadı. Bizim yanlışımızdan kaybetmedik. Ancak siyaset ip üstünde cambazlığına benzer.

Ancak hiç hesaba katmadığımız bir şey oldu. Devreye CHP Genel Başkan yardımcısı Sayın Özgür Özel girdi.

Seçimi kaybettiklerimi onlar da görmüş. O tarihe kadar tüm kampanya Sayın Osman Gürün üzerinden yapılırken, o tarihten sonra tamamen CHP üzerinden yapılmaya başlandı ve ‘Eğer seçimi CHP kazanmazsa AKP kazanacak’ algısı üzerine çalışmalara başladılar.

İşte burada Sayın Özgür Özel’in etkisi oldu. Bize seçimi kaybettirdi ama kendisini gerçekten tebrik de ediyorum. Çok başarılı bir kampanya oldu.

O nedenle bize gelecek olan CHP ve AKP oyları, partilerinde kaldı. Tabi bir de bağımsız aday olduğumuz için çöpe giden çok oyumuz olunca seçimi kaybetmiş olduk.

Hatta Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Ben size adamı aday gösterelim demiştim. Bakın seçimi kaybettik’ dediğini söylediler bana. Bunu kendilerine sorup teyit ettiremedim ama birkaç yerden aynı sözleri duydum.

Muğla’nın yapısı belli. AKP’ye antipatisi var. Ama ‘Şimdi Behçet zamanı değil. Osman Gürün kaybederse, Atatürk’ün kemikleri sızlar’ söylemi ve bu algı kaybettirdi seçimi.

Bize seçimi kaybettiren işte Sayın Özgür Özel’in o söylemi ve algısı oldu. ‘Helal olsun’ diyorum.

Tabi burada bize olan ilginin de etkisi, Fethiye’de yapmış olduğumuz çalışmalar, diğer ilçelerimizin de çok ilgisini çektiği için ‘Keşke Behçet Saatçı gibi bir başkanımız olsa’ söylemleri de bizim aldığımız oylarda çok büyük etkisi var.

Seçimi kaybetmiş olsak da elde ettiğimiz sonuç hiç de küçümsenecek bir sonuç değil. Sonuçta bağımsız girdiğimiz bir seçimde ikinci olmuşuz.

Şunu da açıkça söylemem lazım. Fethiye’yi saymıyorum. Seydikemer’de bizim evimiz gibi onu da saymıyorum ama diğer ilçelerimizde yolda bulduğumuz, elinden tuttuğumuz her arkadaş sağlam çıktı. Bize çok katkıları oldu. Demek ki doğru adamlarla yola çıkmışız.

Sonuç olarak ekibin başarısıdır bu.

-Dediniz ki ‘Adaylığımın Muğla’ya Sayın Osman Gürün’de çok katkıları oldu. Birçok eksiklerini gördüler’ Sizce bu gördükleri eksiklerden ders alabildiler mi?

Behçet Saatçı:  Şu anda gördüğüm pek ders almış değiller. Hâlâ aynı yolda devam ediyorlar. Özgürlükten, demokrasiden, Atatürk’ün partisi olduğundan dem vuran bir siyasi partinin, kendi çalışanlarının sosyal medya hesaplarıyla ne işi olur? Kendi çalışma arkadaşlarına özgür bir çalışma ortamı sağlamayan bir siyasi parti ülkeye nasıl özgürlüğü, demokrasiyi getirecek? Bir bunu bana anlatsın.

Biz zaten seçimi kaybetmişiz. Bize oy verenlerin olması kadar doğal bir şey var mı? Örneğin geçenlerde Ozan Arif’in ölüm yıl dönümüydü. Tıpkı Cem Karaca’nın, Barış Manço’nun olduğu gibi sosyal medyadan paylaşım yapmışım. Belediye çalışanlarından biri benim paylaşımımı beğenirse, yandı. Ona etmediğini bırakmıyorlar. Bu arkadaşlarımız ya sürüldü ya zılgıt çekildi ya da demediklerini bırakmadılar. Belgeli bu söylediklerim.

Ya olur mu böyle bir şey? Hani özgürlük vardı, demokrasi vardı? Kimsenin düşüncesine karışılmıyordu. Bizim düğünümüze gelen eski çalışma arkadaşlarımız sorguya çekildi.

Bayramda Üzümlü’deki evimin yolunu, kimlerin gelip gittiğini görmek için gözlemci koydular.

Gülünecek bir durum. Bu mudur demokratlık.

Ben Özer abiye rakip oldum. Şakir abiden seçimi aldım. Ama ben yılda en az bir defa onlarla yemekte buluşup sohbet ediyorduk. Görüşlerini alıyordum. Tecrübelerinden faydalanıyordum.

Kültür merkezinin açılışında sağ yanımda biri sol yanımda diğeri vardı. Açılışı öyle yaptık.

Kendin gibi düşünmeyenlere saygın olursa o zaten sana döner.

-Geçmişe dönüp baktığınızda ‘Keşke şunu da yapsaydım ya da yapmasaydım’ dediğini bir şeyler var mı?

Behçet Saatçı: Eksiklerimiz gayet tabi ki var. Ancak 2014’ten sonra büyük şehir yasası çıkınca olacakları biliyordum. İlçe belediyelerinin hiçbir yetkisi kalmadı. O zaman ben Sayın Osman Gürün’e tam destek verdim. Hiçbir karşılık da beklemedim. Bunu kendisi de söyleyebilir. ‘Bak ben sana destek veriyorum, karşılığında şunu isterim’ asla demedim. Ancak seçimlerden sonra büyük hayal kırıklığı yaşadım. O zaman ‘Keşke yapmasaydım’ dediğim oldu.

Ben sayın Osman Gürün’ü daha demokrat, daha paylaşımcı daha hoşgörülü daha ortak akılla çalışan biri olarak düşünmüştüm ama değilmiş. Bu bende büyük hayal kırıklığı oldu.

2014’ Sayın Aziz Kocaoğlu zihniyetinde biri olsaydı, çok daha farklı çalışmalarımız olabilirdi. O zaman Sayın Gürün’de kazanmış olurdu Fethiye ve diğer ilçeler de kazanmış olurdu.

Sayın Gürün bir tek benimle sorun yaşamadı. Diğer ilçe başkanlarımızla da çok sorunları oldu ve sorun yaşadığı başkanlar da son seçimde aday gösterilmedi.

Muğla’da hâlâ ortak aklın ve hoşgörünün olmadığını düşünüyorum.

Büyük olan küçük olanı her zaman eziyor. Yaşamın kuralı bu.

Bana göre büyük şehir yasası külliyen yanlış. İstanbul gibi metropol hariç diğer şehirlerimizde pergelle 40 km’lik alanı çizeceksin, o daire içerisinde kalanlar büyükşehir yasasına tabi olmalı, onun dışında kalanlar olmamalı.

Fethiye Muğla merkezden daha büyük.

Genelde fotoğrafın içerisindeyken genel manzarayı görmek pek mümkün değil. Şimdi fotoğrafın dışındasınız ve Fethiye’nin manzarasına bakınca nasıl görüyorsunuz?

Behçet Saatçı: İyi görmüyorum. 2014 Büyükşehir Yasası belimizi büktü. İkincisi 2018 İmar Affı. Ayrıca salgından sonra büyük göç almaya başladı. Kalitesiz, kimliksiz binalar yapılmaya başlandı. 2018’deki affın devamı, sanki yeniden af çıkacakmış gibi bir düşünce hâkim.

-Belediye hizmetleri bakımından nasıl görüyorsunuz?

Behçet Saatçı: Ben o konuda konuşmayayım. Ben de başkan olsaydım belki bu kadar değil ama çok da bir şey yapamazdım bu yasalarla. Belediyenin çalışmalarını değerlendirecek olan partilerin ilçe başkanlarıdır. Benim bir şey söylemem doğru olmaz. AKP ilçe başkanı var o konuşabilir. Diğer partilerimizin ilçe başkanları ‘ittifaka zeval gelmesin’ diye konuşmuyor olabilirler ama başkaları değerlendirebilir durumu.

Ancak merkezi yönetimin alacağı kararlarla yapılabiliyor hizmetler.

Bir de 2023 kuruluşumuzun yüzüncü yılı olması münasebetiyle büyük bir af beklentisiyle talan ediliyor her yer. Terör cezaları dışındaki tüm cezaların affedileceği düşüncesi var. 2018 yılındaki imar affı yasası bu beklentiyi daha çok beklenti haline getirdi.

O yüzden Fethiye’nin her geçen gün marka değeri düşüyor. Biz penceresini açamayan şehirlere benzemek istemiyoruz.

Kayaköy’ü bitirdik. Bizim zamanımızda da vardı.

-Tam da onu soracaktım. Kayaköy gerçekten talan edildi ve edilmeye devam ediyor. Siz bunu önleyemediniz mi?

Behçet Saatçı: Geçenlerde ailemle o bölgeye gittik. Özellikle Karağaç, Faralya, Gökçeovacık bitmiş.

-Sizin döneminizde de bu durum vardı.

Behçet Saatçı:  Vardı tabi ki. Ben ayırım yapmıyorum.

-Belediye bunu önleyemiyor mu?

Behçet Saatçı: Öylesine büyük yetki kargaşası var ki. Biz zabıtayla önlemeye çalıştık ancak o da nacak bir yere kadar olabiliyor. Böyle yerleri talan etmek isteyenlere yasa çanak tuttu. SİT ayrı, Turizm Bakanlığı ayrı, İmar Şehircilik ayrı, belediye ayrı, Büyükşehir ayrı, Özel Çevre Koruma ayrı. Bu karadar karışanı olan yerde düzen sağlanmaz.

Dün Kayaköyü’ne gidiyordum jandarma durdurdu. Kimliklere baktı arabaya baktı ‘eşya taşıyor muyuz?’ diye. Demek ki önlenebiliyormuş. Ama kimin ne yaptığı, kimin nasıl yetkili olduğu bilinmeyen bir ortamda düzen olması mümkün mü? Devletin gücü olunca önlenebiliyor.

Bakın başka Fethiye yok ve Fethiye çok büyüyor, kalabalıklaşıyor.

Buraya gelen herkesin ‘ev sahibi olacak’ diye bir şey yok. Olmasın kardeşim. Gelsin tatilini yapsın gitsin. O yüzden yeni imar alanlarını açarak, yaşanmaz hale getireceğiz.

Bazılarının işine gelmeyebilir ama kusura bakmasınlar. Fethiye bu. Bodrum gibi dağımız taşımız beton mu olsun?  Burası da yeşillik kalsın.

‘Fethiye’yi iyi görmüyorum’ demem o yüzden. Yoksa belediye ile ilgili değil.

-Belediye konusunda pek konuşmak istemiyorsunuz anlaşılan.

Behçet Saatçı: Belediye konusunda ağzımdan tek kelime çıkmadı bugüne kadar. Ola ki buradan aday olurum o zaman konuşum. Şartlar ne getirir bilmiyorum. Onun dışında tek kelime konuşmam

Çünkü ben buradan aday değildim. Büyükşehirde aday olduğum için onunla ilgili görüşlerimi düşüncelerimi söylerim.

Fethiye belediyesi ile ilgili konuşması gerekenler, bizim partiden çıkan Nagihan hanım var, AKP’eden aday olan Muhittin Bey var. Onlar konuşabilir. Onlar olmazsa ilçe başkanları konuşabilir. 

Belediyecilikten gelmiş bir başbakanın, böyle bir yasa çıkarmış olmasını neye bağlıyorsunuz? Madem hizmet açısından bu kadar olumsuz bir yasa. Neden çıkarıldı?

Behçet Saatçı: Tamamıyla siyasi ve parti çıkarı için. Kırsal kesimdeki oylarla, AKP’nin büyük şehirleri kazanmak için çıkarılmış bir yasadır bu. Yoksa bu yasanın Türkiye’ye faydası olacağı için değil. Kendi partisine fayda sağlaması için çıkarılmış bir yasadır.

Bu yasanın İstanbul hariç hiçbir şehrimize faydası olmamıştır. Bunu Cumhurbaşkanı ile de tartışım. AKP için çıkarılmış yasadır.

-İyi de, ülkeye değil de sadece partiye faydası olacak bir yasayı çıkarmanın amacı ne olabilir?

Behçet Saatçı: Bugüne kadar parti için neler yapılmadı ki? Ülke ikiye bölündü. Ülkemizin öncelikle toplumsal barışa ihtiyacı var. Önce bunu başarmalıyız. Sonrasında ülkeye hizmeti sağlayacak yasalar çıkarılmalı ve hızla normale dönmeliyiz. Benim bunu başaracağımıza inancım tamdır.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error

Enjoy this blog? Please spread the word :)

YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share
Instagram