Ülkenin En Güvenilir Lideri

KILIÇDAROĞLU’NU ANLAMAK

Cumhuriyetimiz kurulduğundan beri yer altına inen din tüccarları ve ülkeyi işgal edenlerin artıkları, durmadan Türkiye’nin ve Cumhuriyetin yıkılması için çalıştılar.

Sermayesiz, emeksiz kazancın çok kolay kazanıldığı ‘din tüccarlığı’ yapanlar, Kur’an’ın mealini değil de yaşadıkları Vehabiliği yaymak için Arapçayı kutsadılar. Mevcut cemaatlerin hiçbirinin Kur’an İslam’ı ile ilgisi yoktur. İslam’ından uzaktan yakından alakası yoktur.
Buna diyanetten beslenen din adamları da dahil.
Dinden geçinen her kim varsa, Kur’an İslamı’nı değil Vehabiliği din olarak yaşıyor.

Dinimizin en açık ve net kuralı: ‘Dinden para kazanmak ve dinden geçinmek, dini kullanarak menfaat edinmek haramdır’
Bütün bunların Kılıçdaroğlu ile ilgisi nedir diyorsanız, söyleyelim.

Kur’an İslam’ını değil de Vehabiliği din edinenler, Kılıçdaroğlu gibi dini Kur’an’dan öğrenen, Kur’an’ı rehber edinenleri her dönem ‘dinsizlikle’ recm ettiler ve halkın gönlünden düşürmeye çalıştılar da ondan anlattım bütün bunları.

12 Eylül’den sonra demokrasiye geçişimizde demokrasiyi bir hukuk sistemi olarak değil de ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ mantığıyla yasaları çıkardılar.

Bu kafayla yapılan yasalar demokrasiyi değil, başıboşluğu getirdi.

Bugün yaşadığımız ‘tek sese biat etmek, onun dışında ne isterseniz yapabilirsin’ konumuna getirdi ülkeyi.

Ülkedeki tüm kurumlar bitirildi.

Devletin düzeni kalmadı.

Etkisi de kalmadı.

Tek adam ne isterse o yapılır hale gelmiş ülke.

Söyledikleri ve yaptıkları ‘doğru mu, yanlış mı?’ sorgulayan yok.

Sorgulanması külliyen haram, günah ve yasak!

O söyler, uygulanır.

Böyle bir düzene de ne ‘hukuk devleti’ denir nede demokrasi.

Adı açık ve net: ‘Tek Adam Sultası’ denir.

Kılıçdaroğlu AKP’nin yaptığı yolsuzlukları, vekillerinin ve yöneticilerinin uyuşturucu ticaretini gündeme getirerek tanındı.

Laf ebesi Melik Gökçek bile çıkamadı karşısına.

O dönemde muhalif olan herkesin ‘CHP’nin başına geçmeli’ dediği isim oldu.

Baykal koltuğuna betonla yapıştırıldığı için kalkmadı.

Sonunda yaptıkları rezaletler yüzünden, gitmeye mecbur kaldı.

Siyasetin çamurundan değil de memuriyetten gelen Kılıçdaroğlu, ilk zamanlarda çok bocalasa da direndi. Vazgeçmedi.

Demediklerini bırakmadılar.

Onun için iktidarın söylemlerini hoş kgörmek mümkün olsa da kendi partisi ve muhalefet tarafı da anlayamadı Kılıçdaroğlu’nu.

Önce dinsizlikle vurmaya çalıştılar ancak gördüler ki o dini Kur’an’dan öğrenmiş.

Onların yaşadıkları Vehabiliği değil de Kur’an İslam’ını çok iyi biliyor.

Dini siyasetine ve çıkarlarına alet etmiyor.

Allah’ın emirlerini biliyor ve uyguluyor.

Bu alandan yaptıkları saldırıların kendilerini rezil ettiklerini görünce, artık din üzerinden Kılıçdaroğlu’na vurmayı akıllarından bile geçirmiyorlar.

Şimdi ‘vatan sevgisi’ üzerinden vurmayı deniyorlar ancak bunu yapanlar da tıpkı dinle vurmaya çalışanlar gibi mahcup olmanın ötesinde rezil olacaklar.

Özellikle terör örgütü üzerinden yapılan saldırılar, bir süre sonra kendilerini vuracak.

Kılıçdaroğlu, SSK genel müdürüyken, terör örgütünün her ay 2 milyar dolar dolandırmasını bitiren adamdır.

O çok vatanseverler bunu biliyorlar mı acaba?
O dönemde yapılan tüm baskı ve tehditlere rağmen, bu soygunu bitirmiş, terörün her ay 2 milyar dolar, SSK’yı soymasını önlemiştir.

Aslında asıl sorun kendi partisinin Kılıçdaroğlu’nu yeterince anlayamaması ve güvenmemesidir.

Kılıçdaroğlu ne istiyor?

Hukuk Devleti.

Bugüne kadar hangi lider adalet için 900 km yol yürüdü?

Hangi lider; ülkesinde yapılan yanlışları, hırsızlıkları, talanları ortaya çıkardığı için mal varlığını feda etti?

Geçmişten günümüze hangi lider demokrasiyi kendi yaşamında özümseyerek, ülkenin de demokrasiyi yaşaması için böylesine mücadele etti?

Gördüğümüz ve ülkeyi yöneten hangi lider, ülkenin sorunlarının tespiti ve çözümlenmesi için komisyonlar kurarak, akademik çalışmalar yaptırdı?

Onca seçimde yenilgiyi yaşamasına rağmen, millete olan inancını kaybetmeyen hangi siyasetçimiz var?

Partinin başına geçtiği günden beri sloganlarla değil, yaptırdığı araştırmaların ortaya koyduğu gerçeklere göre çözümler üreten tek siyasetçidir Kılıçdaroğlu.

Dini, vatani duyguları ve halkın hoşuna gidecek sloganlarla değil, elde ettiği gerçeklere göre konuştu.

Çözümler üretti.

Gerçekleri ortaya koydukça çıkarcı, sloganlardan öte fikri ve bilgisi olmayanlar tarafından hep taşlandı.

Bütün bunlara rağmen önce kendi partisindekilerin bir kısmı kabullenemedi Kılıçdaroğlu’nu.

Siyasetin çamurluğunu, çirkinliğini, rezilliğini kullanarak kazanmak yerine, doğruları konuşarak, dürüst kalarak verdi mücadelesini.

Ülkeyi yönetenler gibi cehaletin ve nobranlığın öncülüğünü yağacağına, dik durmayı başardı.

Asıl sorun da buradan kaynaklandı.

Kirli siyaseti kullanmadı.

Doğru, bilimsel, aklın önde olduğu siyasette direndi.

Sonuç olarak yerel seçimlerde kazandı.

Halkına olan güvende yanılmadı.

Doğru isimleri aday gösterdiğinde hem halkın desteğini alacağını hem de o isimlerin çok iyi hizmet ettiğini kanıtlamış oldu.

Biraz olsun ülkeyi ve milleti düşünenler, Kılıçdaroğlu’nu anlar.

Onun kendi menfaati için değil, ülkenin geleceği için siyaset yaptığını görebilir.

‘Yetersiz!’ görenler arada bir aynaya bakıp ‘ben ne yaptım?’ diye sorarlarsa kendilerine belki o zaman Kılıçdaroğlu’nu anlamaları mümkün olur.

Kılıçdaroğlu’nun en büyük sıkıntısı kendi partisi içerisindeki dinozorlar ve klasik siyasetin kalıntılarıdır.

Şayet onlar da anlayabilmiş olsaydı, ‘Delege sistemini kaldıracağım’ dediğinde taşa tutacaklarına destek olur, bugün CHP Türkiye’nin en büyük kitle partisi olurdu.

Delege sultası kalkmış olsaydı, o zaman bilim insanları, ülkeye hizmet etmek isteyen büyük bir liyakatli kitle partiye katılırdı.

Kim ne derse desin ama bugün ülkenin her kesiminden insanların (fanatikler hariç) güvenebileceği, ülkeyi bu talandan ve karanlığa gidişten kurtaracağı tek isim olarak Kılıçdaroğlu’nu görüyor.

Millet ittifakının böyle bir arada olması da onun dürüstlüğünden ve samimiyetinden kaynaklanıyor.

Ortaya koyduğu siyasi anlayışı diğer partilerin liderleri de anlayabildiği için birlikte ülkenin geleceği için çalışıyorlar.

Sonuç olarak uzun ve çok meşakkatli bir yolu aşarak gelen Kemal Kılıçdaroğlu ülkenin geleceği için de tek umut olarak öne çıkıyor.

Please follow and like us:

By Muhabir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share
Instagram