AGD Fethiye Eski Başkanı Vedat Sakarya; ‘Salgın Olmasaydı da Ekonomik Kriz Kaçınılmazdı’

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Fethiye Eski Başkanı ve İş Adamı Vedat Sakarya, yaşanan ekonomik sıkıntının nedenlerini ve esnafın durumunu anlattı.

Google Haber’e konuşan Vedat Sakarya; “Üretimi tamamen bitirilmiş, borca dayalı bir ekonomik sistem uygulayan hükümetin, sorunlarımızın çözümü için hiçbir plânı ve programının olmadığı ortada. Bu gidiş ülkenin çok feci bir şekilde duvara toslaması olur. İnşallah çok geç kalmış olmayız” dedi.

“Bu millet yaşadığı her felaketten kurtulmayı bilmiştir. İlk seçimlerde bu felaket hükümetten de kurtulacaktır”

-Son iki yıldır esnafın yaşadığı sıkıntılar nelerdir?

Vedat Sakarya: Şöyle bir örnekle anlatmaya çalışayım. Burayı 2011 yılında açtım. Bugün yaptığımız satışlar, 2011 yılın da altında diyebilirim. Bizim işimiz ağırlıkla olarak sağlığa bağlı olduğu için salgın döneminde hastanelerin yalnızca bu konulara baktığı için bizim de işimiz zaten durma noktasına geldi. İşimizin olması için reçetenin olması lazım.

Salgından dolayı insanlar hastaneye gitmeye korkuyorlar. Sanki hastanenin her yerinde, virüsü bulaştırmak için bekleyenler varmış gibi düşündüklerinden olmalı, hastanelere gidilemiyor. Dolayısıyla bize reçete gelmiyor. Reçete gelmeyince, gelenler de gözlüğü kırılmışsa ya da güneş gözlüğü ihtiyacı varsa gelir. Bu sezonda da güneş gözlüğü satışları da çok az olur.

Ancak diğer sektörlere baktığımızda da onlarda da durum aynı. Büyük bir ciro eksikliği var. Bizim gibi küçük esnaflar ayakta kalmaya çalışıyorlar. 2019 yılının sonunda yanımda çalışan eleman işten ayrıldı. Yeni bir eleman almayı düşünürken salgın başladı. Almadığım için rahat ettim. Oysa birçok esnafımız yanında çalışan elemanını işten çıkarmak zorunda kaldı ya da yarım gün çalıştırdı. Kapanma sürecinde büyük sıkıntılar yaşandı.

Açıldıktan sonra da eski cirolarından çok uzak ciroları oldu. Şimdi bir de bunun üzerine ekonomik kriz yaşar olduk.

-Bu kriz salgından dolayı mı yaşanıyor? Salgın olmasaydı bu kriz yaşanır mıydı?

Vedat Sakarya: Salgın olmasaydı da yine bu kriz yaşanırdı. Dünyada olmayabilirdi ama biz de yine yaşanırdı. Çünkü Türkiye borçla yaşanan bir ülke. Kazancını yiyen bir ülke değil. Yani üretim yapacaksınız, ürettiklerinizi satacaksınız, sattıklarınızın maliyetini çıkarıp kârını yiyeceksiniz diye bir durumumuz olmadığı için ekonomik kriz de kaçınılmaz oluyor. Bu bir birey için de geçerli, bir aile için de bir şehir için de ülke için de geçerli.

Ülkenin üretim yapan mekanizmalarını yok ederseniz, şeker fabrikalarını yok ederseniz pancar üretimini de yok edersiniz. Dolayısıyla onu satarak kâr edecekken, edemez hale gelirsiniz.

Buna benzer birçok sektör yok edildi.

Ben Fethiye’ye geldiğinde fıstık yetiştiriliyordu, pamuk tütün,  susam yetiştiriliyordu. Bu saydıklarımın hiçbiri artık yetiştirilmiyor. Üretimden elde ettiğimiz paramız olmadığı için borçlanarak elde ettiğimiz parayı yedik. Alınan borçların da bir gün ödenmesi gerekir.

Bu iktidar 2002’de geldiğinde 2010’a kadar ülkenin kre3dibilitesi olduğu için uzun vadeli borçlandı. Şimdi o borçların faiziyle geri ödemeleri var. Mesela aldığı kredileri tarlaya ekin ekmek için değil, taraya çit yapmak, çardak yapmak, etrafını süslemek için harcadı. Böyle olunca da tarlada ekin olmadığı için hasat da olmadı. Dolayısıyla o paranın ödenme zamanı gelince doğal olarak para lazım. Üretim olmadığına göre ne yapacaktı?

İşte yaşadığımız en büyük sorun da uzun vadeli alınan kredilerin geri ödenmesinin gelmesidir. Üretim olamayınca nasıl ödeyeceksiniz borcunuzu?

Buna bir de salgın eklenince kriz daha derin oldu. Diğer ülkeler bu dönemde bir tokat yedilerse, biz iki tokat yedik. Çünkü bir üretim yapmadığımız için yedik, ikincisi salgın döneminde üretim daralmasından dolayı yedik.

-Peki esnaf nasıl devam ettirebiliyor işlerini? Ayakta nasıl kalabiliyor?

Vedat Sakarya: Ülkenin ayakta kalamaması gibi esnafında ayakta kalamayanı kepenk indiriyor. Ayakta kalabilenler de hâlâ bankalarda kredibilitesi olanlardır. Kredibilitesi olanlar, daha önce aldıkları kredileri ödemek için yeniden kredi alıyor. Borçlarını biraz daha öteleyebiliyorlar. Bu şekilde ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bunun tabi ki bir sonu olacak. Ciro yapamayan esnaf borcunu nasıl ödeyecek? İşte o zaman mevcut esnaf da ayakta kalabilecek mi?

-Yeni ‘ekonomik sistem’ deniliyor ya. Bunun esnafa bir katkısı olacak mı_

Vedat Sakarya: Yeni ‘ekonomik sitem’ diye bir şey yok. Sadece ‘ben söylediğimi yemeyeyim, adına başka bir şey koyalım’ diye ‘faizi yükseltelim’ dediler ve faizleri yükselttiler. Faiz dolara endekslenmiş durumda. Dolar yükselirse faiz yükseliyor, dolar düşerse faiz düşüyor. Aradaki farkı hazinemiz ödüyor. Yani eskiden olduğu gibi ‘eşel – mobil sistemi’ uygulanıyor. Dolayısıyla yeni sistem yani çözüm ortaya konulmadığı için de bu sorun devam edecek.

-Böyle bir durumda esnaf nasıl çıkacak bu sıkıntıların içerisinden? Esnafın olmadığı bir ortamda, ülkenin ekonomisi ayakta kalabilir mi?

Vedat Sakarya: ‘Küçük esnafı yok edelim, büyük işletmelerle işimizi yürütelim’ diye bir hükümet politikası varsa bilemiyorum. Ama görünen o ki bu sistemde küçük esnaf yok oluyor.

-Küçük esnaf yok olduğunda, daha büyük ekonomik sıkıntılar olmayacak mı? Onca işsize nasıl iş bulunacak? Ekonominin çarkları nasıl dönecek?

Vedat Sakarya: Sanırım ‘küçük esnaf kepenk kapatırsa, sonumuz ne olur?’ diye bir soru sormadıklarını düşünüyorum. Çünkü önceden devletin 5 yıllık, 10 yıllık kalkınma plânlamaları olurdu. Bu iktidar geldiğinden beri böyle bir plânlamanın olduğunu hiç duymadım. Dolayısıyla üç ay sonra ekonominin ne olacağını, hangi sektörlerin ileri gideceğini, yatırım yaparsam dövizin nerede duracağını ona göre borçlanırsak kâr edip edemeyeceğimizi bilemiyoruz.

Büyük işletmeler de esnaf da bu hesaplamaları yapamadığı için yatırım yapamıyor. Yatırım yapamayınca, doğal olarak üretim de yapılamıyor. Tamamen karanlıkta el yordamıyla yol almaya çalıştığımız bir durumdayız.

Bu durumda ülkenin ekonomisi duvara tam anlamıyla toslayacak. O zaman bu yöntemlerin yanlış olduğu anlaşılacak ama umarım iş işten geçmiş olmaz. Ülkeye birileri kayyum atamaz.

-Esnaf nasıl çıkabilecek bu krizden?

Vedat Sakarya: Esnaf şu anda borçlanan, kendi kaynağı ile ayakta kalmaya çalışır durumda. Anadan babadan kalan mülkü vardır, tarlası vardır onu satarak yaşamaya çalışıyor veya elinde geçmişten kalan biraz sermayesi ya da malı vardır, onu satarak ayakta kalmanın çabasında.

Ancak banka kredisine girmişse bu krizden desteksiz çıkma şansı yok. Çünkü her dönemde yeni masraflar çıkıyor. Katlana katlana artıyor masraflar. Bu durumda olan esnaf kepengi kapatmak zorunda kalacaktır.

-Salgın döneminde dükkânını kapatan esnafa devletten bir destek oldu mu? Örneğin vergileri almamak gibi stopajı almamak gibi bir destek oldu mu?

Vedat Sakarya: ‘Vergi affı’ diyorlar da esnafa vergi affı yapılmadı. ‘vergi anlaşması’ yapıldı. Vergilerin faizleri alınmadı ancak taksitlendirme yapıldığında da yine vadelere faiz uygulandı. Borç yine borç. Her halükârda ödenecek.

Kapalı olduğumuz dönemde de vergilerimizi ödedik. Mal sahipleri kiralarını aldı, devlet vergilerini aldı. ‘Madem sizi kapattık. Her şey dursun, sizden stopaj almıyoruz’ bile demedi. Borç harç yine vergilerimizi ödedik.

Ekonomin artık normale dönmesi lazım ki esnafın da durumu düzelsin.

-Ekonomi normale dönerse, esnafın durumu ne kadar sürede düzelir? En azından salgın öncesine dönmesi ne kadar zamanda olabilir?

Vedat Sakarya: Salgın öncesindeki duruma gelebilmemiz ancak en az beş yılda olabilir. Çünkü ayakta kalabilen esnaf, hazırdan yiyen esnaftır. Bu yılki zararını geçen yılın kârıyla kapatmaya çalışıyor. İki yılın zararını kapattıktan sonra bu yılın zararını kapatarak sıfırlaması gerekir ki kâra geçebilsin. Bu da en az beş yıl sürer.

Tabi bunların olması için de ekonominin düzelmesiyle mümkün. Ekonomi düzelmezse, daha kötüye giderse, esnafın ayakta kalabilmesi mümkün değil. Ekonominin böyle belirsiz olması durumda esnafın kepengini açması nasıl mümkün olacak ki? Örneğin benim yaz sezonunda 650 liraya satmış olduğum gözlüğün şimdi bana geliş fiyatı 980 lira olmuş. Kaça satmam lazım? Ya da nasıl satabileceğim bu fiyatlarla?

-Siz ekonomiyi iyi bilen ve yıllardır esnaflık yapan biri olduğunuz için daha iyi bilirsiniz. Esnaf olmazsa ekonominin durumu ne olur?

Vedat Sakarya: Türkiye küçük esnafı sayesinde canlı bir ekonomiye sahip. Bu küçük işletmelerin boğazına ot tıkarsanız o zaman ülkeye kayyum atanır.

-Yaşanan ekonomik sıkıntıları iktidar da biliyor. Uygulanan bu ekonomik sitemin çare değil daha büyük sıkıntılara yol açacağını da biliyorlar. Peki neden yapılıyor bütün bunlar?

Vedat Sakarya: Canı yanan esnaf ısrarla bu ekonomik sisteme destek vermiyor. Destek verenler, devletten hazır para alanlardır. Devletten para alıp çalışmadan yaşayan bir güruh var. Bu kişiler, bu politikaların ayakta kalması için çabalıyorlar. Çünkü onların kazancı buradan geliyor. Dolayısıyla üreten kesim her geçen gün yok ediliyor.

-İktidar neden böyle bir politika izliyor sizce? Herkesin bildiğini onların bilmemesi mümkün olmadığına göre, ülkenin ekonomisini yok etmek için mi yapılıyor bütün bunlar?

Vedat Sakarya: Bu bir bakıma siyasi cevaba giriyor. O zaman bir siyasi parti kimliği ile konuşmak lazım.

-O zaman siyasi kimliğinizle yanıtlayabilirsiniz.

Vedat Sakarya: zaten bilinçli olarak uygulanan bir politika ile Türkiye’nin zayıflatılmasına çalışıldığı görülüyor. Yönetimdekiler de verilen havuçlara inanıp, uçuruma doğru koşar adım gidiyorlar. Mesela ABD yönetimi son dönemlerde ısrarla ‘Biz Türkiye’yi sopalayacağız’ diyorlar. Yunanistan’da onlarca ABD üssü var. Akdeniz’de yüzlerce ABD gemisi var. Suriye ve Irak’da zaten durum belli. Çembere alınmış bir durumumuzun olduğunu görüyoruz. Fiziki olarak ablukaya alınmışken, ekonomik olarak da çembere alınmış durumdayız.

Üzücü olan bunu kırmak için yöneticilerimizin hiçbir şey yapmıyor olmasıdır. Dolardan bize operasyon çekildiğini yöneticilerimiz söylüyor. Peki karşı önlemimiz nedir? Hiçbir şey yok. Hatta önlem almayı bile düşünmemişler. Her şeyimiz dolara bağlanmış durumda. Komşularımızla ticaret yaparken bile dolar üzerinden yapılıyor. Onca zamandır Rusya’nın söylemesine rağmen, dolardan vazgeçmiyoruz. Kardeş ülke Azerbaycan ile bile dolarla ticaret yapıyoruz. 

1997’de D8‘ler kurulmuştu. Bir buçuk milyar nüfusa sahip 8 ülkenin ekonomik iş birliğiydi. Kendi aralarında ticareti, kendi paralarıyla yapacaklardı. Doların baskısından kurtulmaktı bir bakıma. Artık o yok. Karadeniz Ekonomik İş Birliği vardı, onu da bitirdiler. Ekonomimiz de bitik duruma gelmişken, dolara karşı nasıl durabileceğiz ki?

Bütün bunlara karşı duracak bir gücümüz olmalıydı. Hükümetin böyle bir düşüncesinin olmadığı da zaten ortada.

Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomik krizden çıkmaması için her şey yapılıyor.

-Böyle bir politikası olan hükümetle nasıl çıkacağız bu sıkıntıların içerisinden?

-Bu millet her sıkıntıdan sonra ayağa kalkmasını bilmiştir. 1994’teki ‘Kara Çarşamba’ 2002’deki ekonomik krizden nasıl çıktıysa, yine çıkmasını bilir.

Yeni fikirler, yeni yöneticilerini seçer ve yoluna devam eder. Daha önce yaşadığımız krizlerden daha büyük kriz yaşıyor olabiliriz ama yapışacak ilk seçimlerde, bu yönetimden kurtulup, ülkeyi refaha götürecek, düzlüğe çıkaracak kadrolarını seçecektir.

Tıpkı daha önceki dönemlerde yaptığı gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.