Güneydoğu’da Şiddet Neden Bitmiyor?


Merkezi Belçika’da bulunan sivil toplum kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (ICG), son raporunda Türkiye’de Kürt sorunu kaynaklı çatışmaların yeniden başladığı 2015 yılından bu yana en az 5 bin 808 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Raporda, Türkiye’de milliyetçiliğin artması nedeniyle ‘çatışmasızlık rotasına girilme’ ihtimalinin düşük olduğuna dikkat çekildi.

VOA Türkçe’ye değerlendiren Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, bölgede Kürt sorunu eksenli üç gerilim noktasının bulunduğuna dikkat çekti. Bu noktaların Irak ve Suriye’deki operasyonlar ile bu operasyonların Türkiye’de HDP üzerinden yansımaları olduğunu vurgulayan Coşkun, “Üç gerginlik noktası da aynen devam ediyor ve giderek de artacağı görülüyor. Rapora göre çözüm süreci bittikten sonra Temmuz 2015’ten sonra Ocak 2022’ye kadar gelen süreçte 5 bin 808 kişi hayatını kaybetmiş. Bu bize iki şey söylüyor, bir tanesi süreç bittikten sonra kırılma keskin bir şekilde yaşanıyor ve eski dönemlerle kıyaslanmayacak derecede şiddet artıyor. İnsanların hayatlarını kaybetme oranları büyük sayılara ulaşıyor. Süreci sonlandırmadığınızda, bir yerde kesildiğinde veya bittiğinde şiddet daha keskin bir şekilde geri dönüyor. İkincisi çatışmanın doğası gereği sürekli bir değişim içinde olduğunu görüyoruz. Çözüm sürecinden önce çatışmalar daha ziyade kırsal alanda yapılırken, 2015’ten sonra şehirlere taşındı” dedi.

Bölgedeki gerginliğin milliyetçiliği yükselttiğine dikkat çeken Coşkun, seçime doğru bunun daha da yükselebileceğini ifade etti.

Gerilim sürdürülebilir mi?

Coşkun çözüm iradesi olmadan çatışmaların son bulmayacağını savunarak, bunun topluma maliyetinin ağır olacağını söyledi. Coşkun, tarafların çatışmaları bir şekilde sürdürdüğünü ifade ederek, “Çeşitli dönemlerde çatışmaların devam etmeyeceği, edemeyeceği, bunun sürdürülemez olacağı söyleniyordu. Ancak çözüm iradesi ortaya konulmadan, her taraf açısından da bir dönem daha sürdürülebilir bir çatışmadır. Ama bunun maliyeti bir bütün olarak topluma çıkar. İnsanlara çıkar, ekonomik, siyasi, hukuki olarak çıkar ve hepsinden önemlisi can kaybı olarak çıkar. Ben ‘sürdürülemez’ şeklindeki analizlerin çok geçerli olmadığını düşünüyorum çünkü bedeli ağır olsa bile taraflar bunu bir şekilde sürdürebilecek mekanizmaları oluşturabiliyor” diye konuştu.

“Şiddetin sürmesinin nedeni eski çözüm yöntemleri”

Diyarbakır Merkezli Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) isimli düşünce kuruluşunun başkan yardımcısı ve eski milletvekili Sedat Yurtdaş ise sorunları çözmek için eski yöntemlerin kullanılması nedeniyle şiddetin sona ermediğini ifade etti.

Yurtdaş da gerilimin faturasının halka çıktığını belirterek, ”Sorunları çözme yönteminde hala 100 yıl önceki yöntemlerin kullanılmaya devam etmesini nedeniyle mesafe alınamıyor. 2015’ten önce şu veya bu sebeple sonuçsuz kalmış bir girişim oldu, epeyce mesafe aldı ve aslında topluma çok da umut verdi. Ancak sonuna kadar götürülmedi. Meselenin barış içerisinde çözülmesinin mümkün olduğunu bence herkes gördü. Fakat maalesef biraz iktidar hesapları, bir parça da geleneksel yönetim tarzının bir tür kolaylık sağlaması sonucu, atılması gereken adımlar yerine başka ajandalar devreye girerek sonuç alınamadı. Faturası nasıl 100 yıldır bütün topluma kesiliyorsa bundan sonra da kesilmeye devam edildiği görüldü” dedi.

Gerginliğin sürdürülemez olduğunu ifade eden Yurtdaş, güvenlikçi politikaların uzamasının sonuçlarının ağır olacağını vurguladı. Yurtdaş, 2 Mart 1994’te, dönemin DEP Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak tutuklanmalarını hatırlatarak, “Bu meseleye güvenlik politikalarıyla ne kadar yaklaşılırsa o kadar ağır sonuçları ve tahribatları olduğu açıktır. Bu sorunların bu şekilde çözülemeyeceği defalarca kanıtlandı. 1994’te 2 Mart operasyonu yapıldıktan sonra anlaşıldı ki bu iş ancak demokrasi içerisinde, hukukla çözülebilir. Silahla hal edilemeyeceği, devletinde yenilmeyeceği, yenilemeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu meselenin yenme yenilme şeklinde alınmaması gerekir. Ne silahla bitirilebilir ne silahla kazanılabilir. Bu ancak barış temelinde çözülebilecek bir mesele diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.